17 Ağustos 2014

Kış Uykusu

Nuri Bilge Ceylan'ın 2014 Cannes Film Festivalinde "en iyi film" ödülüne layık görülen "Kış Uykusu" filmini tek kelimeyle çok beğendim... Eşi Ebru Ceylan, filmin oluşum aşamasında NBC ile çok kavga ettiklerini, bunun sonucunda da iyi bir iş çıkardıklarını söylemiş. Bence haklı; bizim de eşimle en iyi kotardığımız işler, projesi ve uygulaması sırasında en çok tartıştığımız, tansiyonumuzu yükselten işler.
Filmin ana karakteri Aydın (Haluk Bilginer), İstanbul'daki tiyatroculuk yıllarının ardından tasını tarağını toplayıp Ürgüp'e yerleşir ve bir otel işletmeye başlar. Kendinden yaşça küçük ve ekonomik özgürlüğü olmayan karısı Nihal (Melisa Sözen) ile aralarındaki ilişki oldukça monotonlaşmıştır. Aydın, yerel bir gazetede entel yazılar yazmakta, Nihal ise hayır işleri ve toplantıları ile kendini iyi hissetme çabasındadır. Aydın'ın kız kardeşi Necla (Demet Akbağ) eşinden boşandıktan sonra otelde yaşamaya başlamıştır ve yıkıcı eleştirileri ile Aydın'ı çıldırtmaktadır. Nitekim çenesini tutamayan Aydın, filmin ilk yarısının sonunda Necla'yı küstürür. 
Aydın, Nihal ve Necla, Ürgüp'te adeta bir Çehov eserindeki tekdüzelikte bir hayat sürerler. Sanki tek yaptıkları iş, hayatı tüketmeye çalışmaktır...
Filmi destekleyen ve renklendiren ise ikincil roldeki karakterler... Aydın Bey'in has adamı Hidayet (Ayberk Pekcan) , köyün imamı iyi niyetli Hamdi (Serhat Mustafa Kılıç), imamın kardeşi ve aynı zamanda belalı kiracı İsmail (Nejat İşler), köy öğretmeni Levent (Nadir Sarıbacak) ve diğer yan rollerdeki tüm karakterler adeta gerçek gibiler. Özellikler Serhat Mustafa Kılıç, vücut dilini, mimiklerini kullanarak çok başarılı bir imam karakteri oluşturmuş.
Aydın, Ürgüp'te yaşarken aslında buradaki insanlara ve hayata oldukça yabancı kalmakta, kendini, fikren, madden herkesten üstün tutarken etrafındakileri gizli gizli küçümsemekten kendini alıkoyamamaktadır. Köşe yazılarında dahi çevresiyle ilgili yaptığı eleştiriler ön plandadır. 
Nihal ve Necla ile Aydın arasındaki çekişmeler sürüp giderken ne Aydın yaşadıklarını terk edip gidebilir, ne de karısının gitmesine seyirci kalabilir. En iyisi, yeni uğraşlarla sıkıcı hayatlara biraz daha yaşanabilirlik katmayı başarmaya çalışmaktır.
Nuri Bilge Ceylan, bu kez gerçekten izlenilebilir olmayı başarmış. Yönetmenin fotoğrafçılık yönünün ağır basmasıyla mükemmel doğal görüntüler, ana ve yan rollerdeki mükemmel kast, iyi senaryo ve konuşan, kendini dinleten ve hiç susmayan karakterler, film 3 saat daha sürse izlenilebilir etkisi yaratıyor.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder