4 Şubat 2015

Gırnatacı - Ercüment Cengiz

“Hayat bir caz şarkısına benzer evlat. Ne zaman biteceğini kestiremediğin bir caz şarkısına!..”




Everest Yayınevi'nin düzenlediği 2012 "ilk roman" yarışmasını kazanan "Gırnatacı" romanı, bir ilk roman olamayacak kadar başarılı. Aynı zamanda doktor olan yazar, yılların edebiyat birikimini sanki birden bire, çok iyi bir kurguyla kusmuş... 
Hikayemiz, 1890'larda İstanbul'da başlayıp 1955'te Chicago'da sonlanıyor. Osman, Abdullah ve Kevork üç iyi arkadaş. Kevork, bir Ermeni; ama din hiçbir zaman bu üçünün arasına giremiyor. Zamanın İstanbul'unda da tüm milletler karışık yaşıyor zaten. Sadece tek problem kadın-erkek ilişkilerinde... Pek birbirlerine kız verip almak söz konusu değil. Osman da mahallesindeki Ermeni kızı Melina'ya aşık oluyor. Aynı kızı ailesi Kevork'a da istemek üzere. Bu konuda aile büyüklerinin sözü geçse de Osman ve Melina bu durumu kabullenemiyor. Osman, aynı zamanda çok iyi bir klarnetçi. Sevgilisinin koynuna girdiği günün ertesi, Sultan II. Abdülhamit'in emriyle, Amerika'nın keşfinin 400. yılı şerefine Chicago'da düzenlenen Colomb Sergisi'ne gönderiliyor. Aylar süren zorlu gemi seyahatinin ardından renkli, eğlenceli, sanatla dolu Amerika, bizim Gırnatacı Osman'a ve Türk ekibine çok ilginç geliyor. Hele bir de nü eserlerle dolu güzel sanatlar müzesini gezme hikayeleri var ki...
Osman, Amerika'da, gırnatası ile yaptığı içten sanat ile, ünlü caz ustası Scott Joplin'in ilgisini çekiyor. Bir çarşamba, onun çıktığı kulübe gidiyor ve buraya adeta bağlanıyor. Kulübün sahibinin kızı, melez güzeli, amber gözlü Alma'nın da bunda büyük etkisi var. Chicago'da kalmayı seçen Osman, Melina'yı ve İstanbul'u unutuyor...
Barkev, çocukluğunun geçtiği İstanbul'da, babasının ve dedesinin sürgüne gönderilmesi sonucu yetimhanelerde yaşamış bir Ermeni çocuğu. Bu yılların acısını asla unutmamış ve yıllar sonra yaşadığı Chicago'da Ermeni Cemiyeti'nde aktif rol oynarken Türkler'den de sonuna kadar nefret ediyor. Hayatındaki mutsuzluğu, evlilik hayatına da taşıyan Barkev, aynı zamanda hastanede tedavi gören ve ölmek üzere olan dedesi Kevork'un sıkıntısını ta içinde yaşıyor. Yıllar sonra bulduğu bir kitabın içinden çıkan fotoğraf ile ilgili sorması gereken çok soru var dedesine... Ah bir uyanabilse... 
Gırnatacı Osman ile Barkev'in yolları, aynı caz kulübünde çakışıyor. Osman, hem Barkev'in aşırı ilgisini çekiyor, hem de Türk düşmanlığından nasibini alıyor. Osman'ın bu uzun yıllar boyunca yanındaki tek dostu ise gırnatası.
***
İyi kurgulanmış, güzel bir hikaye, fonda doğunun hicaz ve batının caz müziğinin ezgileri. Ünlü caz ustalarına göndermeler; kesik tempolu caz müziği besteleriyle tanınan piyanist Scott Joplin, doğaçlamada ulaşılmaz seslere uçup sonra melodiden ayrılmadan ustaca geri dönebildiği için kendisine "bird" lakabı verilen üstat altocu Charlie Parker... 
Diğer taraftan olayın ilk başladığı zamanda adı geçen, 1893 yılında Chicago Jackson Park'ta açılan Colomb Sergisi... Ki bu sergi 686 dönüm alanda kurulmuş. Sergi ile ilgili detaylar, Jön Türkler'den Ubeydullah Efendi'nin Amerika'ya gidip, birebir sergiyi yaşayıp Türkçe bir gazete çıkarmasıyla ve yazdığı kitapla günümüze kadar gelmiş. Sergide Osmanlılar, dikilitaşın kopyasını, Süleymaniye Camii'nin ve III. Ahmed çeşmesinin birer modelini, develer, atlar, falcı çadırları, nakışlar, mücevherler, sabunlar, parfümler, halılar, kilimler eşliğinde sergilemişler. Sultan II.Abdülhamid'in yaptığı mobilyalar da sergide ödül almış. Kitapta bu sergi ile ilgili çok hoş anekdotlar var.


***
Hikayede bazı anlaşılmazlıklar da var: mesela Barkev ve karısı neden mutsuz?, Barkev'in babası neden bu kadar silik? Osman bu kadar kolay nasıl sevdiklerinden ve memleketinden vazgeçebiliyor? Osman'ın vefat haberi nasıl gazetelere çıktı? Ermeni soykırımı, bu öykünün neresinde? Var ama yok gibi sanki... Barkev'in annesi kimdir ve bu hikayenin neresindedir? Belki her okuyucu için önem kazanmayacak sorular bunlar... Sadece benim aklımı kurcalamış da olabilir. Tüm bunlarla birlikte okunası bir roman olmuş "Gırnatacı"; tavsiye ederim...

Kitap Adı: Gırnatacı
Yazar: Ercüment Cengiz
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 335
Puan 
****


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder