6 Ocak 2016

Limni Adası - 2015 Yunan Adaları Günlüğü 3

Mitolojide Zeus tarafından Olympos'tan sürülen ateş tanrısı Hephaistos'un ayak bastığı yer olan Limnos, volkanik bir ada. Çanakkale Boğazını kollayan konumuyla hem Bizanslıların hem de Osmanlıların önemli askeri merkezi ve ticaret limanı olmuş. Limni, 1456'da Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı topraklarına katılmış, 21 Ekim 1912'de kaybedilmiş. Stratejik konumu nedeniyle adada halen bir askeri üs var. Adanın her köşesinde askerlere rastlıyor ve bundan oldukça rahatsız oluyorsunuz. Limni'ye direkt olarak Türkiye'den ulaşmak mümkün değil. Atina ve Selanik'ten hava yoluyla gelinebileceği gibi Midilli, Sakız, Kavala ve Sisam'dan feribotla da gelinebilir. Biz teknemizle geldiğimiz için  Limnos'un ana limanı olan Myrina'ya bağlandık. 
Myrina'daki kastro, Kuzey Ege'deki tüm kaleler arasında en çarpıcı konuma sahip olanı. Burada manzara çok güzel. Tırmanması epey eziyetli olsa da değdi. 



Bu da benim Fredo halim. Amerikalı bir turist kadın bana hediye etti. Ben de işim bitince benden sonra kaleyi tırmanmaya niyetli şahıslara bıraktım. İniş yolunda gördüğümüz ceylan ise günün sürprizi oldu. O kadar pervasızca ortalarda geziniyordu ki hayran kaldık.


Kaleden inince ilk işimiz yarın için araba kiralamak oldu. Tavsiye üzerine Sardes köyüne geldik ve Man Tella köy lokantasında en güzel yerel lezzetleri tattık. Herşey el yapımı ve leziz. Limana gidince tavsiye edenin alnından öpeceğim. Yerel tahıldan yapılan minik mantıları andıran eriştenin tadına doyulmuyor. Biz hemen hemen mutfaktaki her şeyi tattık. Bu sene gezdiğimiz 24 adanın tavernaları içinde en lezzetlilerinden biriydi. 
Limni, ılıman iklimi ve volkanik yapısıyla bağcılık ve şarap üretiminin ön planda olduğu bir ada...  


Adada ikinci ve son günümüzde dağ köylerini ziyaret ettik. Türkiye'de gezmeyeceğimiz kadar köyü gezdik, dar sokaklarına girip ziyaret ettik.


Adlarını sayamayacağım köylere girip çıktık. Gittiğimiz tek önemli yer Moundros oldu. Burada bir İngiliz gemisinde Mondros Anlaşması imzalanmış ve Osmanlı'nın sonu gelmiş. Moundros Koyu, 1915'teki Gelibolu Savaşı'nda İngiliz Karargahı olarak kullanılmış. Çoğu yaralı burada hastaneye taşınmış. Ölen pek çok asker buraya gömülmüş. İngilizlerin Yunan Adalarında bulunan en büyük mezarlığı da bu adada... Köylerde Anzak askerlerinin anıtları var. Bir de bulamadığımız ama okunu gördüğümüz Müslüman Mezarları...

Moundros'ta keyifli bir kahve molası verdik. Güzel müzikler çalan cafede interneti de bulunca 1 saat oturduk. 



Kıyıda limandaki restaurantta salata, hamsi, imam bayıldı ve tatlıdan oluşan, adam başı 8 euroluk yemeğimizi yedik. Burada tanıştığımız Ilias, Gökçe Adalı ve eski İstanbullu çıktı. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği mezunu Ilias, mükemmel Türkçesiyle bizle inanılmaz sohbetler yaptı ve bizi seneye adaya evine tavşan ziyafetine davet etti.


Bu da yemek yediğimiz restauranttaki eskilerden kalma müzik dolabı...Ne kadar nostaljik değil mi?



Tekrar dağ köylerine yollandık. Bu adada gezecek çok bir yer yok. Hatta bence araba kiralamak bile manasız.

17:00 gibi Myrina'nın diğer koyuna geldik. Burası sahil boyunca dizilen restaurantları ve güzel evleri ile adanın en modern yeri...







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder