3 Mayıs 2011

Juliet Çıplak, Nick Hornby



























Sıkıcı bir İngiliz kasabasındaki monoton bir hayatı paylaşan Annie ve Duncan farkına varmadan birlikteliklerinin 15. yılını yaşamaktadırlar. Tek ortak paydaları Tucker Crowe isminde eski bir müzisyendir. Duncan, Tucker'in en büyük hayranıdır, ve bu durum ve artı çocuksuzluk Annie'yi artık oldukça germektedir. Annie, Tucker'in yeni çıkan albümüne ve şarkılarına "kötü" deme cesaretini gösterir. Bu durum, Duncan'ın Annie'den uzaklaşmasına, Tucker'ın ise bir vesile ile Annie'nin yeni hayatına dahil olmasına sebep olur. Tucker ise artık yeteneksiz bir müzisyendir ve 4 başarısız beraberlikten olan 5 çocuğu ile boğuşmak durumundadır.
Yazar, Nick Hornby ilginç bir yaklaşımla iki değişik yaşamı kesiştirirken aslında birgün herşeyin farklı bir boyut kazanabileceği umudunu herkese empoze ediyor. Keyifle okuduğum kitabın sonu "küt" diye bitti. Biraz daha romantik sonlar istiyorum galiba...




Juliet, Naked




1 Mayıs 2011

CAM


Levent Kazak'ı oldum olası başarılı bulurum. Bu kez incelikli bir tiyatro oyunu yazmış, bir "cam açılıyor" ve hayatlar değişiyor. İlk yarıda çok tekdüze giden bir senaryo, ikinci yarıda ya böyle olsaydı ile size aynı kişiliklerin farklı yönlerini gösteriyor... Demek ki insanlara tek bakış açısıyla yaklaşılmayacak... Mete Horozoğlu, tiyatronun biraz abartılarak yapılması gerektiğini düşünüyor bence, oyunu sürüklüyor ama ekranda kesinlikle daha doğal ve başarılı; Dolunay Soysert ise bana hep abartılı bir oyuncu olarak gelmiştir; Selen Uçar, dul, erkek delisi ve ortalık mikseri rolünü başarıyla canlandırırken en çok alkışı hakediyor...Deniz Çakır ve Bülent Alkış, rollerinin hakkını veriyor... Sevimli bir komedi izledik, o kadar....


17 Mart 2011

Leyla'nın Evi'ne Gitsek mi???



Zülfü Livaneli'nin "Leyla'nın Evi " romanını yaklaşık 3 sene önce okumuş, basit bulmakla beraber sevmiştim. Bu sezon Tiyatro Kare tarafından sahneye konulan oyunu görmek için can atıyordum. En sonunda geçen hafta seyredebildik... Çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim... Bence kitap olarak iyi giden konu, tiyatro eseri olarak insanı biraz bayıyor. Celile Toyon iyi bir tiyatrocu ama bu oyun için oldukça ağır kaçmış; izleyenin üstüne üstüne gelen bir tarzı var... Sonra Nuri Gökaşan , Melda Gür, Onur Bayraktar'ın yerini alan ve adını bilmediğim oyuncu, aslında Volkan Severcan'ın oynayacağını beklerken adını bilmediğim ve ilk defa gördüğüm bir başka oyuncunun canlandırdığı rol, hepsi ağır karakterler... Yalnız Ayça Varlıer'e gelince akan sular duruyor... Yok böyle bir kız...Sizi ve oyunu alıyor, çeviriyor, çeviriyor, sizi şöyle bir silkeleyip rehavet halinde olduğunuz koltuklarınızda rahat bırakmıyor...Kendisini tebrik ediyorum, sadece onun canlı oyunculuğu için bu oyunu görün diyorum.