Oyun Atölyesi'nde sergilenen, Haluk Bilginer, Ayça Bingöl ve Canan Ergüder tarafından canlandırılan oyunu izleme fırsatım sonunda oldu. Tek perde olan oyun, 70 dk. sürüyor. Oyun, adamın nehir kenarındaki hafta sonu evinde geçiyor ve aynı söylemlerle kadınların biri geliyor biri gidiyor. Tek ilginç taraf da bu zaten. İngiliz yazar Jeremy Butterworth bu tekdüze konuyu bu ufak hileyle biraz izlenilebilir hale getirmiş. Sanıyorum oyuncular da oynarken sıkıntıdan patlıyorlardır. Laf aramızda ben ilk defa bir tiyatro oyununda resmen horul horul uyudum. Oyunculardan v e sahneye koyanlardan tekrar tekrar özür diliyorum... Kararı size kalmış... Yine de Haluk Bilginer'i sahnede izlemek hoş bir deneyim...
8 Nisan 2014
Kemerlerinizi Bağlayın
Ferzan Özpetek'in son filmi "Kemerlerinizi Bağlayın"'a ilk gösterime girdiği günden itibaren gitmek istiyorduk. Bir takım hastalıklar, üzüntüler, hastahane ve doktor macera ve faciaları sonrası, sağlıksal problemlerimizi çok şükür iyi bir şekilde nihayetlendirdikten sonra geçtiğimiz cuma günü filmi izleyebildik.
Yağmurlu bir İtalyan sabahında, bir durakta başlayan hikayede, tipik bir İtalyan sokak kavgasında karşılaşır kız ve oğlan... Ve aynı hızla birbirlerinden nefret ederler... Çünkü Elena, doğru bildiği değerler için lafını budaktan esirgemeyen biri iken Antonio ise sıkı bir ırkçı ve maçodur. Daha sonra, Antonio, Elena'nın aynı kafede çalıştığı arkadaşının sevgilisi olarak çıkar karşımıza... İki zıt kutup birbirini çeker ve kısa sürede sevgili olurlar. Aradan on üç yıl geçer ve bu süre zarfında çiftin evlenip iki çocuk sahibi olduğunu görürüz. İlişkileri ise zamanla teklemeye başlamıştır. Elena, bir arkadaşıyla ortak olarak açtığı kafesiyle ve çocuklarıyla "iyi eş"i kendi kendine oynarken Antonio, maçoluğunu ve Elena'ya kültürel olarak yetememezliğini başka kadınlarla olan ilişkileriyle yenmeye çalışır. Her şey tekdüze davam ederken çiftin kapısını çalan amansız hastalık, ilişkilerinde ve hayata bakışlarında yeni bir sayfa açar. Umutsa her zaman vardır...
Ferzan Özpetek, bu kez "amansız hastalık" vurgusuyla hem ağlatıyor, hem de arada gülümsetmeyi başarıyor. Filmin ikinci yarısı oldukça iç karartıcı... Özellikle "kanser"i ailenizde yaşamış ve derin izlerini hala silememişseniz ve iki hafta önce aynı duyguları tekrar tekrar yaşamışsanız filmden arkanıza bakmadan koşarak kaçmak istiyorsunuz. Biz yine de Özpetek'in iyimser tarafına sığınarak sonuna kadar dayandık ve naif sonla keyiflendik.
Bu arada beni derinden etkileyen bir başka olay da Elena karakterini canlandıran oyuncunun gerçek hayatta, beraber paraşütle atladığı eşinin paraşütünün açılmaması sonucu gözlerinin önünde çakılarak ölümüne şahit olması. Filmin her karesinde, Elena'nın yüzünde ve gözlerinde o hüznü aradım ve ara sıra gördüm diyebilirim.
1 Şubat 2014
Cats Müzikali
Zorlu PSM Center'da gösterime giren dünyaca ünlü CATS müzikalini, ilk gecesinde izledik. İlk önce İstanbul'a böyle kaliteli ve güzel bir gösteri salonu kazandıran Zorlu Holding'i ve emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyorum. Keyifli saatler geçireceğiniz, inanılmaz güzel ve kaliteli bir yer Zorlu PSM...
Broadway'in en uzun soluklu müzikali 'Cats'in biletlerini daha piyasaya sürülmeden, hemen hemen 3 ay önceden aldık...T.S. Eliot'un "Old Possum's Book of Practical Cats" adlı kitabına ve Andrew Lloyd Webber'in rekorlar kıran uyarlamasına dayanan müzikal, ilk kez 1981’de West End’de ardından 1982’de Broadway’de gösterime girmiş. CATS'de yaşamın ta kendisi, kediler arasında geçen bir hikaye ile anlatılıyor.
CATS, en iyi müzikal ve en
iyi yönetmen dalları dahil olmak üzere Broadway'de 7 kez Tony Ödülü'nü
kazanmış. Olivier Award en iyi müzikal ödülü ve en iyi orijinal kadro
kategorisinde de Grammy ödülü bulunan müzikal, 2008 yılında İngiltere çapında
kapalı gişe oynamış, yirmiden fazla dile çevrilmiş, 300’den fazla şehirde
50 milyondan fazla izleyici tarafından izlenmiş. Memory şarkısını dünyaya tanıtan oyuncuları Elaine Paige ve Bettly Buckley’yi dünyaya tanıştırarak kendi fenomenlerini yaratan CATS’in Londra’daki yapımı 20 yıl, Broadway’deki yapımı ise 18 yıl boyunca devam etmiştir.
CATS'de çok eğlenceli ve keyifli saatler geçirdik. Saat 20,30'da başlayan gösteri, 23,30'da sonlandı. 59 TL ile 252 TL arasında değişen bilet fiyatları ise İngiltere ve Amerika'daki show fiyatlarıyla kıyaslandığında oldukça uygun. Ülkemizde nedense çocuk oyunu muamelesi gören CATS müzikalinde gecenin bir yarısına kadar cadı gibi ayakta kalan çocuk seyircileri görmek beni epey şaşırttı. Herhalde bu konuda rekor İstanbul'un olmuştur. Keşke çocuk izleyiciler için ayrı gündüz seansları olsaydı da kendimizi yanlışlıkla çocuk oyununa girmiş büyükler olarak hissetmeseydik. Bir de gerekli gereksiz her şeyi Türkçeleştirme sevdamız var -ki bu da evlere şenlik. Canım kediciklerin özel isimleri bile alt yazı ekranında tuhaf bir şekilde Türkçe yapılmış. Yılların meşhur kedileri Billy, Bilo; Lilly, Lale ve Macavity ise Çapuluki; Skimbleshanks, Haytabacak; Old Deuteronomy ise İhtiyar Ezeli olarak herhalde sadece Türkiye'de isim değiştirmişlerdir. Bu saçmalık kimin aklına gelmiş acaba?
CATS'in yarın son günü... İzleyen izledi, izleyemeyenler ise mutlaka DVD'sini görsün derim. Dünyanın en ünlü gösterilerinden birini illa ki bir şekilde görmeniz lazım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






