10 Temmuz 2015

Kağıt Ev - Carlos Maria Dominguez


Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir.
Cambridge Üniversitesi Hispanik Diller Bölümü Öğretim Üyesi Bluma Lennon, Soho'da bir kitapçıdan Emily Dickinson'un "Şiirler" kitabının eski bir baskısını alır ve daha ikinci şiiri okurken bir arabanın altında kalır.
Ölümünden sonra ofisine Uruguay'dan gönderilmiş bir paket gelir. İçinde Joseph Conrad'ın "Gölge Hattı" kitabının eski bir baskısı vardır ve kapakları çimento ile kaplıdır. İçinde Bluma'dan Carlos'a ithaf edilmiş bir yazı vardır.
Bluma'nın meslektaşı ve aynı zamanda sevgililerinden biri olan kahramanımız olayın peşine düşer. Yolu Uruguay'da sahildeki bir kitap eve kadar uzanır. Kitabın verildiği Carlos, kütüphanesinde biriken onbinlerce kitabın tasnifini ve listesini yaparken kendinden geçmiş ve sonra kitaplarını tuğla yerine kullanıp kendine kağıttan bir ev yaptırmıştır.
Bluma'nın kitabı geri istemesiyle balyoz darbeleriyle aradığı kitabı bulmuş ancak evi bir daha kullanılamaz hale gelmiştir...
Kitaba, sahaflara, kitap ciltlerine, kütüphanelere, yazara, okura saygı niteliğinde yazılmış, okumayı ve kitap koleksiyonculuğunu yücelten çılgın bir kitap. 89 sayfanın içinde koca bir dünya. Ağır ağır, sindire sindire okuyun.


 La Casa de Papel


9 Temmuz 2015

Delice - Hande Altaylı




Ege'nin Çatalağzı köyünde sıradan bir hayat hüküm sürer. Köyün evde kalmış çirkin kızı Meryem, bıçkın delikanlı Aliço'nun onu birgün alacağı hayalleriyle yaşar. Gizli gizli buluştukları metruk evde, gözden ırak sevişirler. Bir gün 29 yaşına kadar kimselerin istemediği Meryem'i köyün geri zekalısı Kazım'a isterler. Kazım'ın ailesi köyün ileri gelenlerinden olunca, Meryem ailesi tarafından zorla evlendirilir. 
O andan itibaren de sakin(!) bir hayat süren köyde olaylar patlak verir. Aslında, Meryem'in en yakın arkadaşı bellediği Nurdan ablasının da Aliço ile ilişkisi vardır. Nurdan'ın bakkal kocası Ekrem ile yakın dostu Salih (-ki Kazım'ın aklı başında abisi) geceleri dükkanda içki içmek için buluşup eşcinsel bir ilişki yaşarlar. Meryem, evlendikten sonra da görüşüp seviştiği Aliço'ya kaçmak için tüm altınlarını verir. Nurdan onunla gelmediği için Meryem'le gitme planları kuran Aliço ise sevgilisi Nurdan tarafından öldürülür... Olayların sonunda tam bir çıngar çıkar Meryem kendisini hesapsızca ve delice seven Kazım'ı da yanına alarak köyü terk eder...
Hande Altaylı güzel yazmış, akıcı yazmış ancak olaylar o denli beni şok etti ki hem elimden bırakamadım hem de olanlara inanamadım... Delice bir köy hikayesi...


18 Haziran 2015

Devir - Ece Temelkuran



80 darbesinin gölgesinde, başkent Ankara'dayız. Ülke, bölünmüş bir vaziyette, bir tarafta faşistler, diğer tarafta, faşist düzene isyan eden sol örgütler, bir diğer tarafta ordu... 
Bu karmaşanın içinde, Eğer Kuğulu Park'taki  kuğuları kurtarırlarsa sevdiklerinin de kurtulacağına inanan iki çocuk.
Ali, Ankara'nın gecekondu semtinde yaşayan bir alevi ailenin oğlu. Sol örgütlerle adeta iç içe yaşıyorlar. Ali, olayların içinde, yarı bilinçli bir halde zamanın karmaşasını anlamaya çalışıyor. Örgütlenmenin manasını biliyor, annesi yanında işkence görürken ağlamaması gerektiğini biliyor, kuğulara zarar verileceğini anlıyor, neyi konuşup neyi konuşmaması gerektiğini az çok biliyor, yine de çocuk saflığıyla ölen kişinin başka bir donda hayata tekrar geleceğine, meclise kelebekleri sokmak gerektiğine ve kuğuları kurtarmaya inanıyor. 
Ali'nin annesinin temizliğe gittiği evde yaşayan Ayşe'nin annesi eski bir örgüt elemanı. Gördüğü işkenceden sonra evlenip çocuk sahibi oluyor. Yine de tuttuğu saf belli. Kendisine göre daha korkak davranan kocasıyla gelgitli bir hayat yaşıyor. 
Ayşe, olaylara daha saf yaklaşıyor. Ona söylenene göre, karşıdaki karakola gözaltına almak için getirilen abla ve abiler oyun oynuyorlar. Ali'yle birlikte yaptıkları planla kelebekleri meclise yerleştirince herşeyin daha iyi olcağına inanıyor. 
Ece Temelkuran, son derece iyi bir kurguyla, elinizden bırakamayacağınız bir kitap yazmış. Bu dönemle ilgili pek çok kitap okudum, hepsi tüm gerçeklikleriyle içimi şişirdi. İki çocuğun gözüyle 80 darbesi dönemini anlatarak eğlendirirken insanın tüylerini diken diken eden bir roman yaratmış. Tebrikler... mutlaka okuyun...
Not: O dönemde ben de 9-10 yaşlarındaydım. Gece sokakta yazı yazarken gördüğüm abi ve ablalardan hiç ürkmezdim. Sağ elimle yazdığım için sağcı olduğumu zannederdim. Bunu söyleyince annem hem kızmış hem de böyle şeyler konuşmamam gerektiğini sıkıca tembih etmişti. Darbe sabahı ortaokula kaydım yapılacağı için erken kalkacaktım. Sabah 9 olup da uyanıp annemi evde görünce şaşırmıştım. Anneme "ne oldu?"diye sorunca "darbe oldu, ordu yönetime el koydu sen uyumaya devam et" diyince hiçbir şey anlamamış ve mutlu mesut uyumaya devam etmiştim... Ali ve Ayşe gayet gerçekçi yani:)