5 Kasım 2016

Ios - 2015 Yunan Adaları Günlüğü 16

13 Ağustos 2015 

Ios Adasındayız. Burası tam bir turizm cenneti. O kadar çok feribot gelip gidiyor ki adaya biz sayamadık. Gençlerin rağbet ettiği bu ada, barları ve gece klüpleriyle meşhurmuş. Bizim yaşımız müsait olmadığından gidemedik. Şaka yapmıyorum gerçekten insan burada kendini yaşlı hissediyor; sanki öğrenci adası...
Bu arada Ios, Homeros'un öldüğü yermiş...
Akşamüstü otobüse binip Ios'un Chora'sına çıktık. Bu adanın Chora'sı daha çok eğlence ve alışverişe yönelik. Dar sokaklarda sevimli baskılı tshirt satan mağazalardan bol birşey yok. Gece burayı düşünemiyorum; her yer bar olduğu için sanıyorum adım atacak yer kalmaz.



Tepedeki kiliseye çıktık...
Bir de yel değirmenlerine bayıldık...






Ayrıca bembeyaz binaların dış boyalarını yapan ev sahiplerine ve sokaklardaki taşların arasını beyaza boyayan kadınlara rastladık... Burada sokaklar diğer adalardaki gibi tertemiz ve bakımlı...



Yemek için tekrar limana döndük. Teknelere yakın Enigma Restaurantta lezzetli bir yemek yedik. Benim yediğim pizza gerçekten çok başarılıydı.

14 Ağustos 2015 

Sabah yola çıkamadık. Bir gök gürültüsü, ardından sağanak, bekleyelim derken yağmur hiç kesilmedi... 
Bu da teknemizin manzarası...


Zavallıcıkları tüm gün boyunca görünce bir müddet uzak durmaya karar verdim. 

Yan tekne komşumuz Manchester'da yaşayan bir aile... Dün teknelerini bırakıp feribotla Santorini'ye gidip bu öğlen geri döndüler ve sohbet ettikçe Ali ile pek çok ortak dostları çıktı. Bize bu kış Manchester yolları göründü herhalde. Aslında biz de daha önce görmediğimiz Santorini'yi bu şekilde görebilirdik ancak feribot ücreti 39 euro idi ve yanımızdaki arkadaşlar da daha önce gördüğü için cimriliğimiz tuttu ve gidemedik. Artık bir dahaki senelere diyorum.
Akşam yemeğimizi üç aile hep beraber Octopus Tree Restaurant'ta yedik. Mezelere, birkaç çeşit yemeğe ve uzoya toplam 100 euro ödedik. 
İos adasından biz çok keyif aldık. İyi bir planlama ile tekrar tekrar gidilebilecek bir yer...



Skinos - 2015 Yunan Adaları Günlüğü 15

12 Ağustos 2015 

Skinos adasında topu topu 300 kişi yaşıyor. Hele bizim demir attığımız limanda 50 kişi yaşıyormuş. Skinos'un denizi hani broşürlerdeki Yunan Adaları denizi vardır ya aynı o, çok berrak ve resmen turkuaz.

Akşamüstü botumuza binip kıyıya çıktık. Sonra da otobüse binip adam başı 1,6 euroya Chora'ya gittik. Bu adanın Chora'sı yıkık dökük bir Bizans kalesinin etrafındaki restore edilmiş binalardan oluşuyor. Birkaç kafe-restaurant ve tek bir seramik dükkanından başka bir şey yok. Her yer çok ıssız...



Burada beklediğimizi bulamayınca tekrar otobüse binip 5 km.illerideki Manalis vinery (şarap üretim merkezi)ne gittik. Bağların içindeki bu şirin ve bakımlı restaurant, güzel manzarasıyla hemen bizi cezbetti.
Restaurantı çevreleyen masalara yanyana oturduk. Kendi ürettikleri şarap eşliğinde güneşin batışı çok keyifliydi. Skopelos Adası'ndaki 'Anna's Place' den sonra en beğendiğim restaurant burası oldu.


Salatamız, fırınlanmış bütün ekmeğin içinde... Ne kadar şık bir sunum değil mi? Karşıdan görünen ada, Folegandros... Yemekten sonra bir de depolama alanlarını ve fıçıları gösterip sunum yaptılar... Lazanya, asma yaprağında biftek, 1 şişe şarap, salata ve tatlıdan oluşan bu güzel yemeğe dördünüz 68 euro ödedik...
Gecenin tek handikapı otobüs saatini tam öğrenmeden restauranttan kalkıp girişe gitmek oldu. 9:30 otobüsünü 20 dk. farkla kaçırdığımız için 50 dk. beklemek durumunda kaldık. Allahtan o gece meteor yağmuru vardı... 
Ben 5-6 tane gördüm; enfesti...

Piç - Hakan Günday

“İnsanlık, kendini öldüren ilk insan tarafından ihanete uğramıştır. ancak sadece zamanın lehine işleyen zamanla zekasının katili ve kurbanı olan insan, intihar etmeyi utanç verici bulmuştur. ölümsüzlüğün, hayatta kalmaktan geçtiğini öğrendiği için varlığında yamanamaz delikler açarak kendine tecavüz etmeyi öğrenmiştir. böylece insanlığın unutamayacağı ve tanık olabileceği en korkunç gösteri başlamıştır.”
“Piçler iradelerini sadece hayatta kalmak için harcarlar. Dünya üzerinde bir gün daha geçirebilmek için. Çünkü onları en çok zorlayan konu hayattır. Bütün iradelerini yataktan kalkmak akıllarından geçen delice düşünceleri gerçekleştirmemek için harcarlar. Dolayısı ile eline doğdukları topluma yararlı bir birey olmak ve o ele tükürmemek konusunda irade eksikliği çeker. Sadece ve sadece hayatta kalmak için harcadıkları irade miktarı sahip olduklarının hepsini tüketmeye yetecek kadardır. Bu nedenle piçler sosyal hayatın içinde zayıflıklarıyla tanınırlar.”

“Dünya üzerindeki yaşıtlarının yarısı gibi "Tanrı var mı, yok mu?" sorusunu hiçbir zaman sormamış olan piçler,Tanrı'nın var olduğunu bilir ancak ona inanmaz ve kulları olmayı reddederler. Tanrıtanımazların aksine Tanrı'yı bilir ama tanımazlar. Tanrı'nın yarattıklarını hatalı bulurlar. Tanrı'nın çalışma tarzını beğenmezler.”


Hakan Günday’ın “Piç” kitabından bu iki alıntı, kitapla ilgili bir ipucu vermiştir size sanırım… “Piç”, Günday’ın üçüncü kitabı. Şimdiye kadar “Kinyas ve Kayra”, “Az” ve “Daha”  kitaplarını çok severek okudum yazar, insan ruhunu en ince ayrıntısına kadar inceleyen, okuyucuyu derinden etkileyen ve sarsan romanlarıyla biliniyor…
“Piç”in dört kahramanı var… Afgan, Hakan, Cenk ve Barbaros. Ve piç hayatı sürmenin de kuralları. Bir kere aile kavramı son sırada gelecek, deli gibi içki ve sigara içilip aileden alınan para son kuruşuna kadar harcanacak, kimin evi olursa olsun beleşe kalınacak, beleşe yiyip içilecek, alışılmış lüks hayatı devam ettirmek için elde avuçta ne varsa satılacak, v.s… 
“Piç”ten hatırımda kalanlar ise Cenk’in yaratıcı t-shirtleri, Hakan’ın okumadığı ve konularını uydurduğu kitaplar hakkındaki sayfalar dolusu hikayeleri…


Ben “Piç” i çok severek okumadım. Beni biraz yordu açıkçası… Konusu da beni çok fazla sarıp etkilemedi… Günday’ın piçliğin felsefesini yaptığı bu romanı eğer kendisinin sıkı bir okuyucuysanız okuyun ama sakın bir Hakan Günday’ı tanıma kitabı yani bir ilk kitap olarak okumayın…