28 Mayıs 2016

Mucize - R.J. Palacio

"Kaderinde Sıradışı Olmak Varsa Sıradan Kalamazsın…Merhaba, adım August. Size nasıl göründüğümü anlatmayacağım. Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur."



Pegasus Yayınları'ndan çıkan "Mucize" kitabı, bir solukta okunan oldukça insancıl ve naif bir roman...
 Okudukça pamuklara sarıp sarmalamak ve bağrıma basmak istediğim August, milyonda bir meydana gelebilecek, gen ve kromozomlarında oluşan bir bozukluk nedeniyle yüzünde fiziksel bir arazla doğmuştur. On yaşına kadar okula gidemeyen ve evde eğitim alan August, beşinci sınıfta Beecher Ortaokulu'na kabul edilir. "Normal" çocukların gittiği "normal" okulda,  August, yüzündeki anormallik nedeniyle tüm dikkatleri üzerine çeker... Aslında Auggie de tam anlamıyla normal bir çocuktur. StarWars hayranıdır, iyi bir xbox oyuncusudur, dondurmaya bayılır, ailesinin göz bebeğidir, sevgi dolu bir kalbi vardır, köpeği Papatya ise onu diğer insanlardan ayırt etmeyen tek canlıdır bu dünyada...
Yazar, bu korkunç görünüşlü çocuğun hikayesini altı değişik perspektiften anlatmış. Önce kendi ağzından, sonra kız kardeşi Via, onun erkek arkadaşı Justin, August'un en yakın arkadaşları Jack ve Summer ve ablasının en yakın arkadaşı Miranda'nın ağzından... 
Kitap aslında Auggie'nin okuldaki ilk senesini konu ederken, onun tüm hayatı boyunca yaşadığı zorluklar, her ortamda bir yaratık gibi karşılanması, kendini sadece cadılar bayramında ve dışarı çıkarken taktığı astronot maskesiyle rahat hissetmesi, herkesin ondan korkması, ilk görenin yüzüne dehşetle bakması ve bu dünyada kendini sadece köpeğinin "normal" bir çocuk olarak görmesi, ailesinin üzerine sürekli titremesi ve ablası Via'nın sürekli ikinci plana atılmaktan dolayı serzenişleri de çok başarılı bir şekilde anlatılıyor...
Ben kurgusunu çok sevdim. Uzun süredir okuduğum en mükemmel kitaptı diyebilirim... İyi ve kötü tüm duygular oldukça gerçekçiydi... Sadece kitabın adını pek sevmedim. Kimse adına bakıp kitabın sonunda aptalca bir mucize beklemesin. Her şey olması gerektiği gibi sonlanıyor...  Aslında kitabın orijinal adı "Wonder" yani "dünya harikası" yani eşittir "August"...
 Bu arada ben okurken gözyaşlarıma hakim olamayıp bir ara ağlamaktan katılıp kalacağımı filan düşündüm... Ancak buna bakıp da sakın okumamazlık etmeyin... Hadi çabuk olun... Çok şey kaçırıyorsunuz...

Wonder








2 Mayıs 2016

Sanrı - Tuğba Sarıünal


Tuğba Sarıünal'ın "Sanrı" isimli romanı tesadüf eseri kütüphanemize girdi. Manken ve oyuncu olan, aynı zamanda da sağlık konusunda eğitimi bulunan yazar 2014 yılında çıkardığı bu kitapla çok satanlar listesine de girmiş.
Kitap, konusuyla şizofren bir matematik profesörünün konu edildiği "Akıl Oyunları" filmini andırıyor. Polisiye romanın kahramanı şizofren bir doktor olan Tamer kanser ilacı araştırmaları konusunda uzman. Ancak bir gün aşırı doz kemoterapi ilacı verdiği 15 yaşındaki hastası Deniz'in ölümüyle önce hapishaneye girip hastanede çalışması yasaklanıyor daha sonra da Deniz'in hayalinin hayatına girmesiyle baskın durumdaki şizofreni hastalığı ortaya çıkıyor. Hastanede gördüğü 6 aylık tedavinin ardından karısıyla yaşadığı hayata geri dönse de yeni yaşamında hastalığının izleri onu yalnız bırakmıyor. 
Oldukça akıcı dilde yazılan kitabı yarım gün içinde bitirdim. Sabun köpüğü gibi bir roman... Fi, Çi ve Pi roman üçlemesini andırıyor. Edebi değeri çok yok ama insanda merak uyandırıyor. Polisiye olaylar kendi içinde epey kopukluklar gösteriyor; ben hepsinin sorumlusunun Tamer olduğunu düşünürken maalesef o da hazin bir sonla kitabı sonlandırdı...



1 Mayıs 2016

Evim Her Yer Evim - Lynne Martin




Geçtiğimiz hafta rutin Kadıköy sahaflar turumu yaparken bu kitabı Penguen Kitabevinde az satan kitaplar kısmında 5 TL'ye buldum - ki sahaflarda bile böyle ucuz kitaba oek rastlanmıyor.- Arka kapaktaki konu epey ilgi çekiciydi. Lynnee ve Tim evlerini satıp hayatlarının geri kalanını gezmeye ve görmeye adamış bir çift. Sadece birkaç bavulla yollara düşüp Arjantin, Meksika, Türkiye, Fransa, İtalya, Britanya, İrlanda, Fas ve Portekiz'de sayısız ev ve otelde konaklayıp yeni dostlar ediniyorlar. 




Çiftin en önemli özelliği yıllar önce sevgili olup ayrılmış olmaları ve kendi hayatlarını yaşadıktan sonra -tam 35 yıl- tekrar bir araya gelip evlenmeleri ve 70 yaşından sonra böyle bir maceraya kalkışmaları... Çift, "hayatı sakın ertelemeyin" diyor. 70'ime geldim, hayatımı yaşadım ve bitti, artık ihtiyarım, şimdi ölümü beklemeliyim fikri yerine sağlığın el verdiği sürece daha hayat bitmedi, görecek çok şey var diyor.
İlk önce Lynne'nin gezi blogu olarak başlayan yazılar, daha sonra günlük yazı olarak Wall Street Jornal 'da yayınlanmış. Çift, birçok kişiye örnek olmuş... Ben de kitabı birirdiğin gibi bloglarına ve facebook sayfalarına baktım hala oldukça genç ve dinamik görünüyorlar:)



Gezdikleri yerlerin Meksika, Arjantin ve İrlanda kısımları hariç her yerini ben de gördüm. Doğrusu yazılar oldukça akıcı ve özellikle oraları bilenler için çok keyifli... Yalnız Türkçe çeviri biraz aceleye gelmiş herhalde bol miktarda yazım hatası ve cümle düşüklükleri biraz can sıkıcı olmuş. 
Martin çiftinin Türkiye ile ilgili güzel izlenimleri ise beni çok mutlu etti... Güzel bir gezi kitabı... Benim için de ayrıca çok ilham verici; hepiniz biliyorsunuz ki teknemizle yaptığımız seyahatleri ben de günlük olarak www.moshonisandus.blogspot.com 
adresinden paylaşıyorum...
Martinlerin blog adresi ise


http://homefreeadventures.com


 Home Sweet Anywhere