20 Nisan 2014

Ve Dağlar Yankılandı - Khaled Hosseini


"Uçurtma Avcısı" ve "Bin Muhteşem Güneş" kitaplarını severek okuduğum Afganistan kökenli Amerikalı yazar Khaled Hosseini'nin son kitabı "Ve Dağlar Yankılandı"'yı da keyifle bitirdim.
Hosseini, her zaman Afganistan'ı ve oranın acımasız gerçeklerini çocuk kahramanların üzerinden anlatır. Burada da iki kardeşin hikayesi var... Abdullah ve Peri... Abdullah, Peri'yi doğururken ölen annesinin ardından babası ve üvey annesi Pervane ile birlikte yoksul bir hayat sürmektedir. Peri, Pervane'nin kardeşi Nebi'nin şoförlüğünü yaptığı zengin aileye satılır. Peri, babası Sabır'ın anlattığı masaldaki çocuktur ve bazen tüm bir eli feda etmemek için tek bir parmak kesilmelidir. 
Bu durum Abdullah'ı derinden sarsar. Hayat, Peri'siz 58 yıl boyunca devam eder. Bu süre zarfında, Peri'nin evlatlık verildiği ailenin dağıldığını, annesiyle Peri'nin Paris'e yerleştiğini ve Abdullah'ın NewYork'da bir lokanta işlettiğini öğreniriz. Artık Abdullah'ın yaşlılıktan hiçbir şey hatırlamadığı bir dönemde kızı Peri ve kardeşi Peri bir araya gelir. Abdullah, hiçbir zaman kardeşini bulma umudunu kaybetmemiş ve bu güne Peri için özel bir mektup hazırlamıştır.
Hosseini'nin bu kitabında, diğer kitaplarına göre karakterler oldukça çoğalmış. Kitap, ana karakterlerle başlayıp onlarla sona ererken değişik zaman dilimlerinde, dayı Nebi, Peri'nin üvey babası, üvey annesi, komşu evin 3. nesil kuzenleri İdris ve Timur, Kabil'deki evin kiracısı Dr. Marcos ve onun Yunanistan'ın Tinos adasındaki yakınlarının hikayelerini de okuruz. Bu durum konuyu bayağı dağıtıp okuyucuyu olaylardan koparmakla beraber güzel bir kurguyla sonradan hikayeye geri dönüş de sağlanabilmiş. Yine de bazı karakterler gereksiz olmuş diye düşünüyorum.
Kitabın kapağı ise bana çocukluğumun acıklı hikaye yazarı Kemalettin Tuğcu'nun kitaplarını hatırlattı. Yazar adeta, "sizi üzüp ağlatacağım, hazırlıklı olun" diyor.
Ben kitabı keyifle okuyup bitirdim. En kısa sürede beyaz perdede göreceğimize de eminim. Tavsiye eder miyim? Şiddetle"EVET"...



And The Mountains Echoed



12 Nisan 2014

Testosteron


Değişik mesleklerden, değişik kültür ve kişiliklere sahip 7 erkek bir araya gelirse ne olur? Tabii ki kavga, gürültü, tartışma, eğlence, kadın konulu konferanslar, bol küfürlü diyaloglar ve belden aşağı bir komedi olur.
Oyun Atölyesi'nin 2008 yılından beri kapalı gişe sergilediği eseri, Polonyalı yönetmen, senarist, aktör ve gazeteci Andrzej Saramonowicz yazmış. 

Oyunun tamamı bir Yunan tavernasında geçiyor. Sahne açıldığında gördüğümüz, ağzı yüzü kan içindeki karakterler, bir düğün sırasında kavga etmişlerdir. Nikah sırasında geline sorulan "Kocalığa kabul ediyor musun?" sorusunun cevabı "hayır"olunca ve gelin davetlilerden birini sevdiğini itiraf edince, herkes birbirine girer. Oyun boyunca bu olayın nedeni ve niçini irdelenir.

"Testesteron"'dan şimdiye kadar hep övgüyle bahsedildiğini duydum. 2013'ten sonra değişen kadro ile ilgili pek çok yerde okuduğum eleştirilere göre de yeni kadronun oldukça başarısız olduğunu okudum. İkisi arasında kıyaslama yapacak durumda değilim; ancak bence "Testesteron" +18 yaş kategorisinde bir okul müsameresinden ileriye gidememiş. Ben galiba beklentimi biraz fazla yüksek tutma hatasında bulunmuşum. Özelikle Emre Altuğ, bence inanılmaz yanlış bir seçim. Koca dudaklarını büze büze sevimli olduğunu düşünürken bence asıl mesleği olan tiyatroyu bırakıp amatör dalda ürünler verdiği şarkıcılık mesleğine ağırlık versin. Ruhi Sarı -ki ben sahnedekinin hala Ruhi Sarı olduğuna inanmıyorum- Çünkü kendisi, kabiliyetli olduğuna yürekten inandığım ve her yaptığı işi seyretmek istediğim bir oyuncudur. Olmamış, sanki 23 nisanda yerine çocuk oyuncu çıkmış gibi. Eleştirilerin aksine en başarılı bulduğum kişi garson rolündeki inanılmaz enerjisiyle Bülent Şakrak oldu ;o olmasa inanın oyun hiç çekilmez. Gürkan Uygur'u ise televizyonda gördüğümüz "ağır abi" pozlarından apayrı bir karakter olarak beğeniyle seyrettim. 

Kısacası, çekilen filmin de reklamıyla birlikte "Testesteron" daha nice seneler kapalı gişe oynar ve sayısız seyirci tarafından izlenir. Sıkıntılardan kurtulup gülmek istiyorsanız, düşünmeden gidin; belki de siz hoşça vakit geçirirsiniz...  



8 Nisan 2014

Mozart Komplosu - Scott Mariani




Dan Brown'un "Da Vinci Şifresi" kitabının ardından, tarikatlar, ünlü besteci, heykeltraş, ressam ve yazarlar ve onların gizli, entel, ilginç hayatları ile ilgili kurmaca romanlar son hızla çoğalmaya başladı.

Mozart'ın zehirlenerek öldürüldüğü komplosu ışığında bir tarikat ve eski bir SAS komandosunun öldürülen kardeşinin katilinin peşinde sevgilisi ile birlikte maceradan maceraya koşması... Mozart'ı sevmem ve hayatını ilginç bulmam dışında bana hiçbir etkisi olmamış, "beyaz dizi" aşk romanları basitliğinde bir edebi dille yazılmış saçma sapan bir macera romanı... Üzgünüm ama tamamen bir zaman kaybı.



The Mozart Conspiracy