1 Şubat 2014

Cats Müzikali



Zorlu PSM Center'da gösterime giren dünyaca ünlü CATS müzikalini, ilk gecesinde izledik. İlk önce İstanbul'a böyle kaliteli ve güzel bir gösteri salonu kazandıran Zorlu Holding'i ve emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyorum. Keyifli saatler geçireceğiniz, inanılmaz güzel ve kaliteli bir yer Zorlu PSM...
Broadway'in en uzun soluklu müzikali 'Cats'in biletlerini daha piyasaya sürülmeden, hemen hemen 3 ay önceden aldık...T.S. Eliot'un "Old Possum's Book of Practical Cats" adlı kitabına ve Andrew Lloyd Webber'in rekorlar kıran uyarlamasına dayanan müzikal, ilk kez 1981’de West End’de ardından 1982’de Broadway’de gösterime girmiş.  CATS'de yaşamın ta kendisi, kediler arasında geçen bir hikaye ile anlatılıyor.

CATS,  en iyi müzikal ve en iyi yönetmen dalları dahil olmak üzere Broadway'de 7 kez Tony Ödülü'nü kazanmış. Olivier Award en iyi müzikal ödülü ve en iyi orijinal kadro kategorisinde de Grammy ödülü bulunan müzikal, 2008 yılında İngiltere çapında kapalı gişe oynamış, yirmiden fazla dile çevrilmiş, 300’den fazla şehirde 50 milyondan fazla izleyici tarafından izlenmiş. Memory şarkısını dünyaya tanıtan oyuncuları Elaine Paige ve Bettly Buckley’yi dünyaya tanıştırarak kendi fenomenlerini yaratan CATS’in Londra’daki yapımı 20 yıl, Broadway’deki yapımı ise 18 yıl boyunca devam etmiştir.

CATS'de çok eğlenceli ve keyifli saatler geçirdik. Saat 20,30'da başlayan gösteri, 23,30'da sonlandı.   59 TL ile 252 TL arasında değişen bilet fiyatları ise İngiltere ve Amerika'daki show fiyatlarıyla kıyaslandığında oldukça uygun. Ülkemizde nedense çocuk oyunu muamelesi gören CATS müzikalinde gecenin bir yarısına kadar cadı gibi ayakta kalan çocuk seyircileri görmek beni epey şaşırttı. Herhalde bu konuda rekor İstanbul'un olmuştur. Keşke çocuk izleyiciler için ayrı gündüz seansları olsaydı da kendimizi yanlışlıkla çocuk oyununa girmiş büyükler olarak hissetmeseydik. Bir de gerekli gereksiz her şeyi Türkçeleştirme sevdamız var -ki bu da evlere şenlik. Canım kediciklerin özel isimleri bile alt yazı ekranında tuhaf bir şekilde Türkçe yapılmış. Yılların meşhur kedileri Billy, Bilo; Lilly, Lale ve Macavity ise Çapuluki; Skimbleshanks, Haytabacak; Old Deuteronomy ise İhtiyar Ezeli  olarak herhalde sadece Türkiye'de isim değiştirmişlerdir. Bu saçmalık kimin aklına gelmiş acaba?
CATS'in yarın son günü... İzleyen izledi, izleyemeyenler ise mutlaka DVD'sini görsün derim. Dünyanın en ünlü gösterilerinden birini illa ki bir şekilde görmeniz lazım...






Çavdar Tarlasında Çocuklar - J.D. Salinger


Salinger'in "The Catcher in the Rye" adlı romanı, Türkiye'de ilk kez Cem Yayınları tarafından "Gönülçelen" adıyla yayımlanmış. Teoman'ın 4. albümü olan "Gönülçelen" adını bu romandan aldığı için ve dünyanın en çok okunan eserlerinden biri olduğundan "Çavdar Tarlasında Çocuklar" ı ilgiyle okudum. "Modern zamanların başyapıtı" olarak değerlendirilen bu eser, 1951'de ilk defa İngiltere ve Amerika'da yayımlanmış, ahlak dışı bulunduğundan  Amerika'nın bazı tutucu bölgelerinde yasaklanmıştır. 

17 yaşındaki Holden, okuduğu okuldan kovulur. Ergenlikten ötürü bocalama devresindeki Holden'in üç gününün anlatıldığı kitapta, arkadaşları, ailesi, öğretmenleriyle ilişkileri ele alınmıştır. Holden, kimseyle geçinememektedir. NewYork sokaklarında alkollü ve kendini bilmez halde dolaşır, önüne gelene sataşır. Bol argo ve küfürlerle donatılan kitap, başladığı gibi aniden ve hiçbir sona bağlanmadan biter. Holden'in ağzından anlatılan kitap bugüne döner ve olaylardan sonra hastalandığından, şu an bir psikitatriste gittiğinden ve sonbaharda tekrar okula başlayacağından bahseder.
"Çavdar Tarlasında Çocuklar" kült bir kitap ve modern edebiyat tutkunları için "es" geçilmemesi gereken bir eser.



The Catcher in the Rye



28 Ocak 2014

Doktor Uyku - Stephen King


Stephen King kitaplarıyla tanıştığımda henüz 12 yaşındaydım. İlk okuduğum kitabı "Tepki" 'yi daha sonra "Hayvan Mezarlığı" ve "Medyum" izledi... O zamanlarda kitapları okurken daha az dehşete düşer, daha az korkar, ancak daha çok etkilenirdim. Kitapları, "Carrie", "Kujo", "Hayvan Mezarlığı", "Dolores" , "Medyum (The Shining)" ve "Yeşil Yol" filmleri izledi. Özellikle "The Shining" filmini, Jack Nicholson'un etkili oyunculuğu ve Stanley Kubrick'in muhteşem yönetmenliğiyle defalarca seyrederken "Medyum" kitabıyla da epey pekiştirdim.


Geçtiğimiz yaz, "Medyum"'un devamı "Doktor Uyku"'nun piyasaya çıkacağını öğrendiğimde meraktan deliye döndüm. King, tam 36 yıl sonra tekrar Torrance ailesini ele almış.
O zamanlar küçük bir çocuk olan ve alkolik babası nedeniyle oldukça sorunlu bir çocukluk geçiren Danny Torrance, halen Overlook Oteli'nde yaşadıklarının ve peşini bırakmayan ölülerin etkisindedir. Asla babası gibi olmayacağına yeminler ederken annesini de kaybetmesiyle kendini alkol batağının içinde bulur. Düşkünler evinde çalışmaya başlayan Danny, paranormal yetenekleri ile ölüme yaklaşan yaşlılara son yolculuklarında yardımcı olurken "Doktor Uyku" ünvanını alır. Danny bu arada alkol sorununa da kökten son vermek için çabalamaktadır. 
Aynı şekilde telepatik yetenekleri olan Abra adında bir çocuğun kendisinden yardım istemesiyle Danny, aynı güce sahip çocukların katili, bir grup yaratığın (Onlar) peşine düşer. Çok heyecanlı ve korkutucu başlayan canım kitap, saçma sapan kovalamaca ve savaş sahneleriyle, bir nevi vampir avına döner ve tüm albenisini yitirir. Olaylar Overlook Oteli'nin eski arazisinin üzerinde sonlanırken bir de gereksiz üvey kardeşlik olayı ortaya çıkar.
Yani son söz: Kitaba hevesle başlayıp, "Onlar"ın ortaya çıkmasıyla olaydan soğuyup, tüm ilgimi kaybedip, zorlanarak bitirdim. Stephen King'in çok iyi bir reklamla, çok ses getiren bir iş yaptığını düşünüyorum. Benim beklentilerimi çok karşılayamasa da, okuyanların yorumlarını delice merak ediyorum.



 Doctor Sleep