11 Eylül 2012

Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer – Laurent Gounelle




Alan Greenmor, daha annesinin karnındayken babası tarafından terk edilir. Fransız annesi, kendisine baba olarak bir Amerikalıyı seçer ve Amerika’ya yerleşir. Bir müddet sonra bu baba tarafından da terk edilir. Annesinin tek dayanağı olan Alan, zoraki yaptığı spor sayesinde aldığı burslarla okulunu bitirir ve muhasebeci olur ancak mezuniyetinin ertesi günü annesi de ölür. Birkaç sene Amerika’da çalışsa da mutlu olamaz ve annesinin ülkesi olan Fransa’da yaşamını sürdürmeye karar verir. Bir iş bulma şirketinde çalışmaya başlar. Bu arada en büyük aşkı Audrey ile tanışır. 4 ay sonra kız onu terkedince büyük bir bunalıma düşer; Audrey’in dairesinde unuttuğu bir makalede tarif edildiği şekilde intihar etmeye karar verir. Eyfel Kulesi’ndeki Jules Vernes restoranın tuvaletinden kulenin asansör boşluğuna çıkar ve kendini boşluğa bırakacakken karşısına bir adam çıkar. Adam onunla pazarlık yapar; atlamayıp onun dediklerini yaparsa ona şu ankinden daha iyi bir hayat vaat eder aksi takdirde zaten kaybedecek bir şeyi yoktur.
Alan kurtarıcısının peşinde kişisel gelişim sürecine başlar. İsteklerini ifade etmeyi, engelleri ve sınırları koyanın kişinin kendisi olduğunu, korkularıyla yüzleşmeyi öğrenir. Her bir adım bir diğerinden daha zordur. Alan iş hayatında, üst noktalara gelirken kendi iç dünyasını da düzene koyar. Kurtarıcı meleğinin peşinde ilerlerken sürprizlerle ve onun gerçek kimliğiyle yüzleşir. Melek yoksa bir Azrail midir?...
Laurent Gounelle’in kitabının sadece “kişisel gelişim kitabı” olduğunu zannederken güzel ve sürükleyici bir romanla karşılaştım ve merakla bitirdim. Güzelim Paris sokaklarında geçen, içinde iş ve finans dünyasının çılgın çarkından da bahsedilen kitap, beklenmedik bir sona sahip…  Sigarayı bırakmaya yönelik yöntemlerden tutun da çevreyle ilişkilerinize, kendinizi iyi ifade etmenize, karşınızdakine evet dedirme yollarına, beden diliyle karşınızdakine yaklaşmaya kadar pek çok kişisel gelişim yöntemini de zihninizin bir köşesine kaydedeceksiniz...
En güzeli de yazarın kitabı ithaf ediş şekli: “Jean-Claude Gounelle’e (1932-2006) Seni özlüyorum, baba”… Kesinlikle vakit kaybı değil…



Dieu Voyage Toujours Incognito




29 Temmuz 2012

Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit




Son dönemin moda konularından, İstanbul'un fethini konu alan Ahmet Ümit'in son kitabı "Sultanı Öldürmek"i bugün bitirdim. Kitap, yazarın diğer kitapları gibi, kültürel ve tarihsel olaylarla desteklenirken arka fondaki cinayet ve aşk hikayesi oldukça sönük kalmış... Ahmet Ümit'in kitaplarında edebi bir yön aramam ama severim... Çocukluğumda gazetelerde arkası yarın romanlar vardı, bence yazarın kitapları genelde bu tattadır.
Gelelim arka fondaki hikayeye: Müştak, 60'lı yaşlarında bir tarih profosörüdür. 21 yıl önce terk edilmiş olmasına rağmen hala, kendisi gibi bir tarihçi olan Nüzhet'e aşıktır. Ona olan aşkının çerçevesinde koskoca bir hayatı feda etmiş, yapayalnız bir ömür geçirmiştir. Despot babası, şefkatli annesi ve cadaloz teyzesinin hayaletleriyle yaşamaktadır. Nüzhet'ten ayrıldığı günden itibaren arada, dünyadan koptuğu, sonunda ne yaptığını hatırlamadığı saatler yaşamaktadır. Nüzhet onu yıllar sonra arayıp yemeğe davet ettiğinde, yemek saatinde kendisini Nüzhet'in evinde bulur; arada yaşadığı zamanda neler yaptığını yine hatırlamamaktadır. Nüzhet'in dairesine çıktığında, kapıyı aralık bulur, Eski sevgilisi, yıllarca önce ona hediye ettiği bir mektup açacağıyla öldürülmüştür. Müştak, kendini olaydan sorumlu tutar, cinayeti kendi işlediğini düşünerek suç aletini ve bıraktığı parmak izlerini ortadan kaldırır. Bu olaydan sonra, kahramanımız, kendisiyle hesaplaşmaya başlarken, Ahmet Ümit, değme klasik Rus yazarlarının kahramanlarıyla yarışacak bir Müştak Serhazin portresi çizer. -Bu bölümleri sonsuz bir keyifle okuduğumu itiraf ediyorum...Yazar, Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza"sını aratmamış- Devreye değişmez kahraman Başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali'nin de girmesiyle, Müştak kendini, bir polisiyenin ve kovalamacanın içinde bulur. Katil olduğuna kendi de dahil okuru da inandırmışken cinayetin adi bir vaka olduğu anlaşılır. Ön planda, Fatih Sultan Mehmet'in tahta geçişi, babasıyla sürtüşmeleri, Osmanlı entrikaları ve oğlu II.Beyazıd tarafından zehirlendiğine dair tarihsel olaylarla birlikte bu olayları tartışan ve araştıran tarihçileri konu alan kitap, yer yer sıkıcı olmayı başarmış... Tarih yerine edebiyat daha yerinde olsaymış ve 100 sayfa daha az olsaymış daha keyifli bir kitap olabilirmiş...




21 Temmuz 2012

Hayatimdaki es'ler

Hayat devam ederken insan yakınlarının ölümleriyle küçük esler veriyor
Yıllar once babam bir kalp spazmı gecirmisti 1 gun sonra Bolu'ya gittiğimde -ki babam 21 gun hastanede yatacakti-masada yarim kalmis kitabını gördüm ... Çok etkilenmiştim... o kitap sonra ne yapilir? Ya babam ölseydi kütüphanede herhangi bir kitap gibi yerini mi alır; yoksa lanetli mi ilan edilir ... Nitekim yıllar sonra babami kaybettim ... Hastalığı sırasında ona en son aldığım kitabı yarım bırakmış, kafasını veremediğini söylemişti . Şimdi o kitap bende ve hala okumaya başlayamadım ...
 21 gün önce, beni karşılıksız seven nadir insanlardan biri olan teyzemi kaybettim... Bugünse onun çok sevdigi kocacığı eniştemi ... Yokluğuna dayanamayıp arkasından gitti... Filmlerde seyredince 2 gün aralıksız ağladığım senaryo bugün gerçek oldu ... Eniştemden geriye, onun için değerli, bizim için lüzumsuz olan bir sürü eşya kaldı ... Belki yarım kalmış bir paket sigara... 
Dünya dönmeye devam ederken bugun tek tesellim ikisinin orada tekrar kucaklaşmış olması. Sadece 21 gun ayrı kaldılar... Gerçek hayatta da kalamadıkları gibi... Teyzemi kaybettiğimde - ki senelerdir felçli idi- onun yeni hayatında tekrar sağlıklı olduğunu, bu dünyada son 10 senedir yapamadığı her şeyi yapabildiğini düşünüp avundum... Artık teyzem rahatça yürüyüp örgü örebiliyor ve hatta koşabiliyordu. Bugün eniştemin kaybı beni derinden sarsti ... Eniştem yıllardır ölüme bir adım yakın yaşadı ve hep teyzem olmasa bu dunyada yaşamak istemediğini söyledi... Gerçekmiş... Gönülden inaniyorum ki ikisi de en güzel hayatlarını yaşamaya başlamışlardır şimdi... Onlari hiç unutmayacağım...